04.02.2026
CUMHURİYET HALK PARTİSİ GENEL BAŞKANI ÖZGÜR ÖZEL:
“SURİYE’DE HUZURUN SAĞLANMASIYLA BİRLİKTE TÜRKİYE’DEKİ ZORUNLU MİSAFİRLERİMİZİN DE ÜLKELERİNE BİR AN ÖNCE ULAŞMALARINI TEMENNİ EDİYORUZ”
“SURİYE’DEKİ KÜRTLER, TÜRKİYE’DEKİ KÜRTLERLE AKRABADIR, HEPİMİZİN AKRABASIDIR; AKRABA, AKRABANIN KÖTÜLÜĞÜNÜ İSTEMEZ, CANI YANARSA HEPİMİZİN CANI YANAR”
“SADECE VATANDAŞLARIMIZA UYGULANAN 50 DOLARLIK KAPI VİZESİ, SON DERECE SORUNLU”
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Cilvegözü Sınır Kapısını ziyaret etti. Burada konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, “Değerli basın mensupları, Reyhanlı’daki sınır kapısının önündeyiz. Arkamız Suriye. Suriye yıllarca çok büyük acılar çekti. Suriye’de yaşananların Türkiye’ye büyük bir göç dalgası olarak da çok ağır maliyetler oldu. Yıllarca bu sınır kapısının kapalı olması ve buradan 14 ülkeye yapılan hem ihracatın olmamasının ekonomimize verdiği sıkıntıları, yaşattığı zorlukları ifade ettik. Suriye’nin barışını geçmişte sürekli savunan, Suriye rejimiyle diyaloğu, kriz ortamının olmamasını savunan bir parti olarak zaman zaman geçmiş dönemlerde önemli sorumluluklar alındı” dedi. Özel, şöyle devam etti:
“KATLİAMLAR CANIMIZI YAKTI”
“Üç kez heyetlerimiz gitti. Normal zamanda normal diyalog yolları ile halledilemeyen bazı meseleler halledildi. Orada hapiste olan gazetecinin serbest bırakılmasını Cumhuriyet Halk Partisi’nin heyeti sağladı. Suriye’de geçtiğimiz yıl yaşananlardan sonra Suriye’ye ilişkin hem önemli tedirginlikler, önemli de beklentiler var. Cumhuriyet Halk Partisi’nin pozisyonunu bir kez daha ifade etmek gerekirse biz Suriye’de Türk’ü ile Türkmenleriyle, Kürt’ü ile Arap’ıyla, Sünnisiyle, Alevisiyle, Dürzisiyle, Suriye’deki tüm etnik, mezhepsel ve dini farklılıkların kendilerini anayasal güvence altında hissedecekleri, herkesin kendini birinci sınıf vatandaş hissedeceği bir anayasal güvencenin sağlanacağı bir Suriye’yi; birlik - bütünlük halinde, toprak bütünlüğü olan, siyasi istikrarı olan, çatışmaların bittiği, barış içinde bir Suriye’yi düşünüyoruz, istiyoruz ve bunun için gayret sarf ediyoruz. Geçtiğimiz süreçte Suriye’de bazı krizli dönemler oldu. Lazkiye tarafında Arap Alevilerine karşı girişilen saldırılar, oradaki katliamlar, buradaki akrabalarının ve hepimizin çok canını yaktı. Buradaki insanlar oradaki akrabaları için endişelendi, gözyaşı döktüler. Milletvekillerimiz bu konuyla ilgili çaba sarf ettiler. Biz de bu konuyla ilgili en üst düzeyde duyarlılığımızı ifade ettik, Bir kez daha ifade etmek isterim.”
“SURİYE’DEKİ BÜTÜN ALEVİLER AKRABAMDIR”
“Burada tekrarlamak isterim ki anneannesi Selanik doğumlu, bir dedesi Üsküp doğumlu, bir dedesi Manisa doğumlu bir vatandaş, bu milletin evladı olarak, Sünni bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak, hem Türkiye’deki hem Suriye’deki bütün Aleviler benim kardeşimdir, akrabamdır. Biz nüfusunda 6,5 - 7 milyon Arap barındıran bir ülke olarak Türkiye’deki Araplarla Suriye’deki Araplar kardeştir. Hepsi benim de akrabamdır, hepimizin akrabasıdır. Aynı şekilde Türkiye’deki Kürtlerle Türkler kardeştir. Suriye’deki Kürtlerle Türkiye’deki Kürtler akrabadır. Dolayısıyla hepimizin akrabasıdır. Akraba akrabanın kötülüğünü istemez. Akraba akrabanın bırakın ölümünü burnunun kanamasını istemez. Onun için Suriye’de birinin canı yanıyorsa o Kürt de olsa, Türkmen de olsa, Arap da olsa, Dürzi de olsa, Alevi de olsa Sünni de olsa hepimizin canı yanar. Bu sebepten dolayı biz barıştan yanayız, diyalogdan yanayız. Ben ‘Diyalogdan yana olalım’ dediğim zaman ‘Orada artık çatışmalar devam edecek ve büyük kavgalar olacak’ diye ümitlenen ve ona yatırım yapan birileri bizi duymazdan geliyordu. Hatta bize diyalogdan yana olduğumuzu söylediğimizde ‘Kim, kiminle müzakere edecek?’ diyordu. Şimdi oradaki müzakereler sonuç vermiş ve bir mutabakat sağlanmış. Yeni bir anlaşma yapılmış görünüyor. Bundan memnuniyetimizi söylüyoruz. Bütün Türkiye’deki siyasiler memnuniyetini söylüyor. Dönüyorlar şimdi diyorlar ki ‘Allah, Allah bu birliktelikten, bu anlaşmadan nasıl memnun oluyorsunuz?’ Niye olmayalım? Çatışmaya itiraz eden ve diyalog isteyen bizsek, diyaloğu anlaşma olmasın diye mi isteyeceğiz? Aksine anlaşılsın diye isteyeceğiz. Hem geçtiğimiz yıl varılan mutabakat ve imza altına alınan anlaşma, hem de 30 Ocak’ta varılan mutabakatı önemsiyoruz. Eğer Suriye’de çatışma duracaksa, iç savaş olmayacaksa, barış olacaksa ve biraz önce söylediğim gibi herkesin kardeşlik hukukuna dayalı bir anayasal güvencesi olacaksa buna kim, niye karşı çıksın?”
“ŞİDDETİN HER TÜRLÜSÜNÜ KINAMAK GEREK”
“İlçe olarak Reyhanlı’mızdayız. Reyhanlı’dan bahsederken 11 Mayıs 2013 günü 53 insanımızı kaybettiğimiz IŞİD saldırısını bir kez daha lanetleyip; yine burada, Cilvegözü Sınır Kapısı’nda 2013’te 18 insanımızı kaybettiğimiz saldırıyı lanetleyip hepsini rahmetle andığımızı ve ailelerinin acılarını üzerinden geçen 12 yılla rağmen bir kez daha paylaştığımızı ifade etmek isterim. Ne ölenin, ne öldürenin dininden, mezhebinden bir mana, bir ayrılık çıkarmamak gereken; terörün her türlüsünü, şiddetin her türlüsünü kınamanın gerektiği bir coğrafyadayız. Aksi davranışların hepsi yani faili ya da mağduru, kimliğine göre nitelendirmenin, kodlamanın, konuşurken bunlardan bahsetmenin ne kadar tehlikeli ve bu coğrafya açısından ne kadar sakıncalı olduğunu bir kez daha ifade etmek isterim.”
“ESKİDEN OLDUĞU GİBİ İKİLİ VİZE UYGULAMASINA İHTİYAÇ VAR”
“Bu sınır kapısına dair de şunu söylemek isterim. Bu sınır kapısı Türkiye’nin 14 ülkeye açılan sınır kapısıdır. Bu sınır kapısının tıkır tıkır işlemesi, beklemeden işlemesi, sadece buradaki nakliyat emekçisi kardeşlerimizin, TIR’cı kardeşlerimizin zulüm çekmemesi anlamına gelmiyor. Türkiye’nin ticaret açısından kar etmesi, daha karlı işler yapması, daha çok üretmesi, daha çok kazanması ve kazandırması anlamına geliyor. Bugün burada sadece Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına uygulanan 50 dolarlık kapı vizesi ticaret, maliyetler açısından son derece sorunlu. Buna yapılan itirazları son derece haklı ve yapılan uygulamayı da hakkaniyetsiz buluyoruz. Ayrıca bugün Sayın Erdoğan, Suudi Arabistan’da. Ümit ederim bu konuda bir ilerleme sağlarlar. Ümit ederim ajandasında vardır. Çünkü Suudi Arabistan denince buradaki insanların aklına Kaşıkçı cinayetinden beri aradaki ilişkilerin bozulması sonucunda Suudi Arabistan’ın Türkiye’ye ikili vizeyi kaldırması ve transit vize açısından da sadece dört günlük vize vermesi geliyor. Böylelikle de fiilen transit bir yolculuğu ve ardından ticaret mümkün olmuyor. Çünkü Suriye’de ve diğer ülkelerde geçen zaman Suudi Arabistan’a gidilmesini ve dönülmesini bu sürede imkansız hale getiriyor. Biz buradan Suudi Arabistan mercileriyle ki milletvekilimiz Sayın Güzelmansur da bunu birçok kez dile getirdi. Hem de diplomatik muhataplara söylüyoruz. Burada mutlaka eskiden olduğu gibi ikili vize uygulamasına ve en az vizenin 10 günlük olmasına ihtiyaç vardır. Bunu da ticaret, ihracat açısından son derece kıymetli bulduğumuzu ifade edeyim. Hem Türkiye’ye hem Suriye’ye barış, kardeşlik, huzur ve hep birlikte el ele kalkınma diliyorum. Bu dediklerimiz olduğu anda hatta bu sürece girildiği anda Türkiye’deki sığınmacıların da memleketlerine dönmesinin imkanları genişleyecek ve memleketlerine dönmeleri sağlanacaktır. O konuda da önemli teşvik paketlerinin yapılmasını ve Suriye’nin huzurunun sağlanması ile birlikte Türkiye’deki zorunlu misafirlerimizin de memleketlerine, ülkelerine bir an önce ulaşmalarını temenni ediyoruz. Çok teşekkür ediyoruz, sağ olun.”